14 Nisan 2014 Pazartesi

Misafir Yazar: Tzn Arc - Üç İstanbul İncelemesi

Merhaba!

Blogda zaman zaman klavyemi okuyucularıma bırakmak istediğimi şu yazımda "Hakkında uzun uzun yazmak istediğim bir kitap okudum!" diyeniniz varsa buyursun gelsin diyerek ilan etmiştim. Sıkı takipçilerimden sevgili Tzn Arc okuduğu bir kitabı büyük titizlik ile incelemiş ve harika bir yazı hazırlamış. Kendisine sıcak ve samimi yorumları ve konuk yazar ağırlama mutluluğunu bana yaşattığı için çok teşekkür ediyorum ^^

Eğer okuduğunuz bir kitaptan sonra içiniz içinize sığmaz ve o kitaba dair yorumlarınızı naçizane kitap yorumlarımın bulunduğu blogumda yer almasını isterseniz bana kitapmimari@hotmail.com adresi üzerinden ulaşabilirsiniz.

Sözü daha fazla uzatmıyor ve ilk konuk yazarımın kitap yorumu ile sizi baş başa bırakıyorum...

Keyifli okumalar!

Kitap Mimarı
Ceren K.

ÜÇ İSTANBUL




KİTAP ADI: Üç İstanbul

YAZAR: Mithat Cemal Kuntay

SAYFA SAYISI: 577

YAYINEVİ: Oğlak Yayıncılık/Oğlak Klasikleri

TÜRÜ: Roman

NEDEN BU KİTAP?: Uzunca bir süredir Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı'nın "Roman İnceleme" seminerlerine katılmak istiyordum. İnternet üzerinden başvuru formunu doldurdum ve seminer süresince incelenecek kitap listesini de hemen satın aldım; sanki başvurum kabul edilecekmiş gibi. "Üç İstanbul" romanı da incelenecek kitaplar arasındaydı. Roman inceleme seminerine katılamadım ama bu sayede birbirinden güzel kitapları kütüphaneme kazandırmış oldum. Umag'ın roman inceleme seminerini merak edenler şu sayfaya bakabilir (http://www.umag.org.tr/)

KAPAK TASARIMI:. Başlangıçta neden aynı fotoğrafın üç değişik renk tonunda basılmış olduğunu anlamlandıramadım ama romanı okuduktan sonra esere konu olan üç dönemin (istibdat,ittihat ve terraki,mütareke dönemleri) vurgulanmak istediğinin farkına varabildim. Mithat Cemal Kuntay'ın tek romanı olan bu kitabın içeriğini özetleyecek şekilde tasarlanmış bence.

KİTABIN YANSITTIKLARI:
Bu romanda İstanbul'un üç dönemdeki (II.Abdülhamit Dönemi,İttihat-Terakki ve İstanbul'un işgal yılları) geçirdiği değişiklikler, üç farklı konakla sembolize edilmiş ve bu mekânların insan-siyaset ilişkileri üzerindeki değişimleri çarpıcı biçimde ortaya konulmuştur. Her dönemi bir konak temsil etmektedir. II.Abdülhamit'in Dönemini: Hidayet'in Konağı, İttihat-Terakki (II.Meşrutiyet) Dönemini: Adnan'ın Konağı ve İstanbul'un İşgal Dönemini ise Naşit'in Konağı

Roman uzun bir dönemin aynı yüzlerini değişik siyasî çalkantılar içerisinde veriyor. Kirli ilişkiler, güvensizlik, jurnalleme,saray adamlarının becerisizlikleri ve lüks yaşamları geniş ölçüde yer alıyor. Çökmüş kurumlar ve yozlaşmış insanları öyle iyi betimliyor ki,sanki Osmanlı Devleti'nin çöküşünü de anlatıyor.

Okuduğum kitaplarda adı geçen karakterler için karakter tablosu hazırlar; karakterlerin birbirleriyle ilişkilerini kavram haritası haline getirir ve karakterlerin özelliklerini not alırım. Ancak bu sefer yapamadım çünkü romanda ana karakter olan Adnan dışında o kadar fazla kişi var ki; en son 25.karakterden sonra bıraktım bu işi. Romanda geçen karakterlerden bazıları hakkında kısaca bilgi vereyim:

Baş karakter Adnan, eski bir evde veremli annesiyle yaşayan bir muhacir çocuğudur. Babasının savaşta şehit düşmesi üzerine annesiyle İstanbul’a gelerek İngiliz Sait Paşa’nın konağına yerleşmişlerdir. Hukuk fakültesinde okuyan Adnan, aynı zamanda "Yıkılan Vatan" romanını yazmaktadır. Dinsiz olduğu halde dinin lehinde ve aleyhinde fazla bir şey söylemez. Abdülhamit karşıtıdır.Sığıntı geçen çocukluğu Adnan’ın peşini bırakmaz. Onun için ne İstibdat’ta ne Hürriyet’te ne de Mütareke devrinde Adnan çocukluğundaki savrulmuşlukla bir türlü barışamaz. Çelişkilerin ve bocalamaların insanıdır. Yazar bize onu şu tespitiyle izah eder gibidir: “Şair Raif’le başlayan, Hidayet’le biten bir adam: Adnan!..” (s.96). Adnan,II.Meşrutiyet ile önemli bir mevkie gelir. Sözü her tarafta geçen zengin biri olur. I.dönemdeki Adnan, çıkarcı,eğlence düşkünü,zevk peşinde koşan biriyken,bu dönemde yüksek makamlarla iyi ilişki kuran, Hidayet'in konağındaki gibi bir ortama sahip olan biri haline dönüşmüştür.Son dönemdeki Adnan ise, değerini,mevkiini kaybetmiş biridir artık.

Hidayet yirmi yedi yaşında, bâlâ rütbeli devlet adamlarındandır. O, Sultan Abdülhamit’in iktidarı döneminde gayr-ı resmi olarak önemli bir mevkie sahiptir. Kendinden olmayanları saraya jurnallediği için Şair Mehmet Raif gibi bir çok şahıs ondan çekinir. Gündüz saraydan para alan, gece saraya küfreden bir tiptir.Enteresan bir kişidir.
İşinde yükselmek isteyenler ona yanaşır, mevkilerini ilerletirler.

Dağıstanlı Hoca din adamlarını temsil eder. Abdülhamit’e en çok küfredenlerden birisidir. Dağıstanlı hoca, çok değişik bir din adamıdır. O, Fatihteki sarıklılardan ayrı adamdır. Baş açık namaz kılar. O, bakkalın, kasabın, kısacası halkın “gavur hoca”sıdır.

Kısacası romanda İstanbul, konak hayatı ve burada yaşayan insanlar bir çok yönüyle anlatılmaya çalışılmıştır. Akıcı bir roman ama kitabın dilini biraz ağır buldum. Bilmediğim kelime sayısı fazlaydı. TDK sözlüğü ile kitap arasında mekik dokudum demek daha doğru olur.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: Hiç kimseyi ve hiçbir şeyi değil de yan yana güzel durmuş sözcükleri kullananları kıskanırım en çok. Bu yazarın da kıskandığım cümleleri vardı kitapta. Onlardan bazıları:

"İnkılap bir insanın uykusunu tamamen aldıktan sonra uyanmasıdır.İhtilal,birini gece yarısı dürterek uyandırmaktır;insan birden bire uyanır,çok uyanır,fazla uyanır."(s.213)

"Hoca! Hoca! Fennin çelik dişi dinin çürük kafasını delik deşik etti....."(s.103)

Altını çizdiğim cümleler içerik bağlamında bir anlam kazanır. Bağlamından koparılmış cümleler kitabı okumayanlar için bir anlam ifade etmeyebilir.
"Suyu pınarından içmek gerekir" diye bir deyim vardır. Kitap tanıtımlarını işin vitrin kısmına benzetirim. Okudukları kitapları tanıtan blogları, ilgiyle takip eder; buralarda tanıtılan kitapları almaya çalışırım. Umarım bu tanıtım sizin de ilginiz çeker ve bu kıymetli romanı kütüphanenize eklersiniz. Kitapla ve sevgiyle kalın!

Tzn Arc

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder