2 Şubat 2016 Salı

Ocak Ayı Güncesi

Selam :)

Sonunda göğsümü gere gere okuduğum kitapları sergileyebileceğim bir günce ile karşınızdayım ^^

Ocak ayı son zamanların en bol okumalı ayı oldu benim için.
Hayatıma ve kitaplığıma kattığım yeni yazarların bolluğu, aralık/ocak kitap alışverişlerimin neredeyse hepsini okumuş olmanın verdiği mutluluk, uzun zamandır okunmayı bekleyen bir iki eski dost derken beni bir okuyucu olarak oldukça mutlu eden ocak ayında hangi kitapları okumuşum merak ediyorsanız eğer buyursunlar efendim...




Geçtiğimiz ay tam olarak 14 kitap okumuşum! Gerçi listede mini minnacık bir çocuk kitabı da var ama olsun :D
Arasında 700 küsur sayfalık Üç Silahşor'ün bulunduğu da göz önüne alınırsa ay boyunca kitap okumaktan başka bir şey yapmadım mı acaba diye çok düşündüm açıkçası.

Çavdar Tarlasında Çocuklar, Salinger'in Dokuz Öykü'den sonra okuduğum 2. kitabıydı. Okuyucuya beğenmeme imkanı tanımayan bir yazar Salinger. Ben oldukça memnun kaldım seneye bu kitap ile başladığım için.

Aradaki 7 Fark, sosyal medyada yer alan tadımlıklarını görünce dayanamayıp satın aldığım bir kitaptı. Her ay mutlaka bir yerli yazar okumaya çalışıyorum bizdeki değerlere geç kalmamak adına. Benim için oldukça yeni bir isimdi Göknur Gündoğan, onu tanımıyor oluşumu cahilliğime verin a dostlar. Kültür ve sanat alanında neredeyse el atılmadık proje bırakmayan başarılı yazarın ikinci öykü kitabını dört gözle bekliyorum. Aradaki 7 Fark kocaman bir yapbozu satır satır okumak gibiydi. Öyküler birbirinden bağımsızmış gibi gözükse de özellikle bir yerden sonra kitap öyle bir hal alıyor ki bir kaç dakika kendinize "Yok artık!" molası vermek zorunda kalıyorsunuz.

Bir çok tür okudun da hangi türü hiç okumadın deseler saniye düşünmeden vereceğim cevap tarihti. Tarihi, gerçek ya da kurgu olsun okumayı sevmiyordum. Reşad Ekrem Koçu'nun Aşk Yolunda İstanbul'da Neler Olmuş?'u o kadar beğendiğim bir kitaptı ki kitabı okumakla kalmadım, satır satır anlatabilecek haldeyim. Kitap ev ahalisi tarafından sıra sıra okundu, değerlendirildi, aile sohbetlerine konu oldu. Biz şimdiden diğer Reşad Ekrem Koçu kitapları için sabırsızlanıyoruz ^^

Devrimin Kızı, serinin ilk kitabında yükselen heyecanı bir an olsun düşürmeden, tam da kaldığı yerden devam eden bir kitaptı. Kitap boyu Ivy saç baş yoldurdu ama olsun :D Seri kitap incelemesi için köşecikte bekletiyorum. Üzerine spoilersız yazabilecek hale geldiğim zaman görüşürüz cancağızlarım ^^

Temiz Bir Veda'yı galiba 2 TL gibi mikroskopik bir ücretle, küsuratlı sepetimi tamamlatmak amacıyla satın almıştım. Tesadüfen sepetime eklediğim ve incelemeden okumaya başladığım bir kitaba bu kadar hayran kalacağımı tahmin etmiyordum. Kitap oldukça değişik bir konunun psikoloji ile harmanlanıp, gizemle süslenip, biraz da sosyoloji ile yoğurup ortaya konmuş hali resmen. Mutlaka ayrı bir blog yayını hazırlayacağım Temiz Bir Veda için.

Kafes, okuduğum korku türü romanlar arasında gerilimi en yüksek olan kitaptı. Polisiye okuduğum kadar korku/gerilim okumuyor oluşumdan mıdır, yoksa yazarın insanların hayatını, tüm dünyanın kurallarını yerle bir ettiren o bilinmezliği kitap boyu sır gibi saklamasından mıdır nedir bilemiyorum ama Kafes mutlaka okumanız gereken bir kitap. Yakında beyaz perdede göreceğimiz Kafes'i izlemeyi heyecanla bekliyorum.

Üç Silahşor ile ilgili yorum yapmak istemiyorum. İnsan en sevdiği şey hakkında konuşamaz, sevgisi gerçekten kalpten gelince bunu kelimelere dökemez ya benim ki de o misal!
Alexsandre Dumas en sevdiğim yazar. Hatta son 13 yıldır en sevdiğim yazar. Etkisi geçmeyen, karakterlerini hayatımın orta yerine koyduğum, kitaplarını defalarca okumaktan bıkmadığım harika bir kalem. Bir okuyucu olarak beni büyülüyor, hani bir yazar nasıl bu kadar mükemmel yazabilir gerçekten aklım almıyor. Sanırım bir 13 yıl daha en sevdiğim yazar olmaya devam edecek ^^

Sizi Mutluluk Denizinde Yüzdürecek Eğlenceli Şeyler ve Psikopat ile ilgili yorumlarıma kitap isimlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Peki siz ocak ayını hangi kitaplarla renklendirdiniz?

Sevgiler...

Kitap Mimarı
Ceren KANDİL

3 yorum:

  1. Merhaba
    Benimde listemde bu senen Üç Silahşörler var. Bundan sonra bir tane daha kitap var. 20 yıl sonra diye geçiyor. Onunla birlikte baya bir kalınlığa ulaşıyor. Reşad Ekrem Koçu daha okumasam da dili ve anlatılış şekli övülüyor. Bende uzun zaman önce Osmanlı dönemi kitaplarını listeme atmıştım. Osmanlıya geldiğim zaman artık okurum. Bir ay içinde 14 kitap okumak, kelimerle zor ifade edilecek birşey gerçekten tebrik etmek lazım sizi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba!
      Öncelikle teşekkür ederim. 20 Yıl Sonra'yı Üç Silahşor'ü çok özlediğim bir gün okumak adına bekletiyorum şimdilik. Ofiste ayrı, evde ayrı, uyumadan önce ayrı, otobüste ayrı kitap okuduğum için kitap sayısı arttı sanırım. Tek bir kitap alıp bitene kadar onu okumuyorum.Suikast Bürosu'nu yayına eklemeyi unutmuşum ama eğer okumadıysanız göz atmanızı tavsiye ederim ^^
      Reşad Ekrem Koçu okuduktan sonra "bu kitabı seven xx kitabı da mutlaka okumalı" gibi beni iştahla tarih kitaplarına yönlendirecek bir yayın beklentimi de şu köşeciğe iliştiriyor ve iyi günler diliyorum ^^

      Sil
    2. Suikast Bürosu'nu ekledim listeye ama yazarın sadece bir kitabını okudum şimdiye kadar. Bende sizin gibi farklı yerlerde farklı kitaplar okuyorum. İnsan boşlukları değerlendirince gerçekten baya bir kitap okunuyor. Ama takip ettiğim blog yazarı arkadaşlar kadar hızlı değilim :D

      Sil