8 Mayıs 2014 Perşembe

Peyzaj Mimarının Korkulu Rüyası "Proje Teslim Haftası"

Merhaba!

Bu gün size peyzaj mimarlığı bölümünde okuyanlar için neredeyse hayati bir önem taşıyan "proje teslim haftası"ndan ve proje hazırlık aşamasından bahsetmek istedim. Bizim için uykusuz, tedirgin, korku dolu, kaygılı, yıpratıcı fakat bütün bu olumsuzluklara rağmen oldukça zevkli bir süreç proje hazırlamak.



Değineceğim konular ve projenin işleyişi üniversiteden üniversiteye fark gösterebilir öncelikle bunu belirtmeliyim. Bu bölüme karşı merakınız varsa tercih ederken daha bilinçli yaklaşmanızda, okumak istediğiniz fakültenin öğrencilerinden fikir almanızda fayda var. (Bu fikir alışverişinin sınav haftalarında yapılmaması gerekmektedir ^^)

İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi'nde okuyorum. Peyzaj mimarlığında okumayı seviyorum. Okurken sizi ele geçiren bir bölüm peyzaj, adeta "zor bir sevgili" gibi. Bütün zamanınızı, ilginizi, sevginizi, emeğinizi ve ne yazık ki paranızı istiyor sizi mutlu edecek sonuçlara ulaşabilmeniz için.

Mezun olmak için çizmemiz gereken 6 farklı projemiz var. 1. sınıf hariç olmak üzere sırasıyla her dönem villa bahçesi, toplu konut, semt parkı, sahil bandı, mesire alanı ve orman alanı düzenlemesi projeleri çiziyoruz. Küçük bir alandan başlayarak kocaman bir kentin peyzajını tasarlamanın tek dezavantajı her dönem bir önceki dönemin projesini daha iyi çizebilecek kıvama gelmemiz. Bu sebepten çok sık kullanıyoruz "Bu dönem çizseydim kesin 100 alırdım." cümlesini :)

Bize verilen ya da her bir yolu tek tek ölçerek hazırladığımız planların üzerine "ekleme" yaparak ilerletiyoruz projeleri. İlk hafta üzerinde çalışacağımız araziyi gezip gerekli ölçümleri ve planda eksik gösterilmiş objelerin/ bitkilerin yerlerini, alanın mevcut halini iyice bir araştırıyoruz. Projede çizilen her bir yolun, projeye eklenen her fonksiyonun bir dayanağı olmalı. Proje alanının "kullanılmayan yollar ve üzerine basılan çim alanlar" çöplüğü haline gelmemesi için yapılan bu araştırma, alanı kullanacak hedef kitlenin profilini çıkartmamızda büyük yardımcımız oluyor daha sonrasında.

Çizeceğim ama ne çizeceğim? Aklıma bir fikir gelse çizeceğim!


Projeyi elimize kalemi alıp
"Şurada şu olsun burada bu olsun 2 giriş yapalım 3 çıkış olsun" diyerek çizmiyoruz. Bu düşünce ile çizenlerin geçtiğini görmedim en azından :D Kullanıcı ihtiyaçlarını araştırdıktan sonra bilimsel verilerden yararlanarak fonksiyonların metrekarelerini hesaplıyoruz. Bu nispeten daha kolay bir çalışma projeye dair.

Tasarım aşaması en uzun süren, en çok zaman harcadığımız süreç. Belirlediğimiz konsept doğrultusunda çiziyoruz. Alana ve hedef kitlenin zevkine hitap edebilecek konsepti bulmak ve bu konseptin ilgi alanımıza girmesi oldukça önemli projenin tabiri caizse "yürümesi" için. Benimseyemediğiniz ya da çizgisel anlamda ifade edemediğiniz bir konsept seçimi sizi tıkıyor adeta, aman bu hataya düşmeyin.

Tasarımdan sonra bitkilendirme, detaylar ve kesitler çorap söküğü gibi geldiği için dört gözle tasarımın sorunsuz, hatasız ve uygulanabilir bir şekilde bitmesini istiyoruz. İstiyoruz çünkü proje derslerinden kalınca okulumuz 1 sene uzuyor. Oldukça masraflı bir bölümde okuduğumuz ve bölümümüzü adeta yaşadığımız için ve daha öncesinde uzatma hakkımızı kullandığımız için okulun uzamaması bizim için oldukça önemli.
Proje sürecini en kabaca böyle özetleyebildim. Gelelim işin en eğlenceli kısmına;

Proje çizen bir mimar ...


-Dalgın olur. Siz ona en hararetli dedikoduları bile anlatsanız alacağınız tepki
"Hı hıı. Öyle miymiş. Aa, anladım." 


-Söz verir ama sözünü tutamaz.
"Gençler bu gün projeden bahsetmek yok!" sözüyle başlanan kahve molası muhabbeti "Ay oraya merdiven şart ayol eğimi çok rampayla çözmek imkansız"la biter.

-Uykusuzdur. Bundan mütevellit huzursuzdur.
"En son ne zaman uyudun?" sorusuna vereceği cevabı dakikalarca düşünür. Yastığını uzak bir yerlere saklar. Kimilerimiz pijama dahi giymez bir süre, akıllarda uyku çanları çaldırdığı için.


-Huzursuzdur. Bu uykusuzluğun minik bir eşantiyonudur adeta. Günlerce uyumamış insan uyku düzeni günde 3 saat bile olsa uykuya muhtaç bünye huzursuzluk yaratıyor haliyle.


-Bakımsızdır. Duş sonrası insanı esir eden o tatlı uyku halini yaşamamak için yıkanmadığımız oluyor.
"Iyy ne iğrenç" dediğinizi duyar gibiyim ama bizde durum böyle. Dönem boyu Victoria Melekleri kıvamındayız çok şükür fakat sınav zamanı yağlanan saçlarımıza kuru şampuanlar bile çaresiz kalıyor ne yazık ki.

-Rüküştür ya da çok süslüdür. Sınav öncesi, kıyafetlerine karar veren örnek öğrencilere saygım sonsuz fakat ben ve bir kaç arkadaşım elimize ne geçse giyip çıkıyoruz kimi zaman. Bir defasında giyinmeyi unutup penguen desenli tüylü pijama üstümle okula gitmişliğim bile var.


-Açtır.
"Bir saate biter" yanılgısıyla her proje dönemi son geceye bırakılan "boyama" saatler sürdüğü ve son gece olmasının acımasız gerçeği ile artan tedirginlik yüzünden yemek yemeye fırsat bulamayan mimar adayı jüriden sonra notu kötü bile olsa kendisini güzel bir yemek ile ödüllendirecektir mutlaka.

-Tedirgindir. Gece saat 03:00'de bir kupa dolusu Türk Kahvesi içip üzerine toz kahve fondiplemiş uykusunu ancak böyle hafifletebilmiş mimar adayı, içtiği onlarca kahve sonrası mide ağrıları yaşarken kafein yüklenmesinden kaynaklanan tedirginlik halinden muzdariptir.


-Dengesizdir. Çizim dönemi kafa karıştırmamak için eğer sosyalleştiği dönemlerden kalma ve gönüllü 2. planda kalan sevdiceğine 
"Aşkım benimle hiç konuşmuyorsun" der aldığı cevabın 3. cümlesinde teslime kalan zamanın az olduğu gerçeğini anımsar ve "Kapa kapa çizmem gereken paftalar var" cümlesiyle sonlandırır konuşmayı.

-Kırıcıdır. Bir defasında 5 dakikada bir kalkan vapuru kaçırdığımız için 5 saat başının etini yemiştim en yakın arkadaşımın. 


-Psikolojisi bozuktur. Örnek dahi vermek istemediğim bir konu bu, sıradakine geçiniz ^^

-İsyankardır. Okuluna, günün 24 saat olmasına, kahvesinin köpürmemesine, ojesinin silinmesine, maket yapıyorsa yapıştırıcının geç kurumasına bile isyan edebilir bir mimar. Anlayış gösterin bir süre sonra eski minnoş haline geri dönecektir mutlaka.

-Sosyal ilişkilerinde sorunludur.
"Naber?" den önce "Proje ne durumda?" diye sorar. Grupça yapılan maketlerde parmağı kesilen arkadaşına "Kötü bir şey oldu mu?"dan önce "Maket kirlenmedi değil mi?" diye sorar. 

-Tahammülsüzdür. Geç gelen otobüse, otobüste arkalara doğru ilerlemeyenlere, ozalit sırasında kendisinden önce gelen müşterinin uzadıkça uzayan baskı işine tahammülü yoktur mimar adayının.

-Parasızdır. Eğer mimari bir bölümde okuyan arkadaşınız varsa ona yemek ısmarlamak için harika bir dönem
"proje teslim haftası" çünkü arkadaşınız bütün parasını muhtemelen toz boyalar, fotokopiler, stikerlar, markerlar gibi pek de ucuz olmayan çizim ıvır zıvırına harcamıştır.. Muhabbeti sizi ne kadar cezbeder bilemiyorum ama yüzünde hoş bir gülümseme ile size "çizdim gururu"nu anlatmasına izin verin ^^

Not: Tam da böyle bir hal içindeyim. Bir süre yeni yayın hazırlayamayacağımı belirtmek istedim.

Sevgiler!

Kitap Mimarı
Ceren KANDİL

3 yorum:

  1. Tespitler harika. Mazerete proje telim edecek kitlenin bir mensubu olarak her satırında kendimi buldum. Yazıyı okuyanlardan hadi canım abarttınız sizde diyenler olabilir. Ama Ceren az bile yazmış. Bizi anlatan yazılarının devamını bekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kolay gelsin Tuğçe ^^ Mezun olduktan sonraya saklıyorum bomba yazılarımı :p Yorumun için teşekkürler :)

      Sil
  2. okurken bi an hayale dalip yasamis gibi oldum cok samimi bi yazi olmus tebrikler bekle beni i.u bekle beni cizimler maketler ve projeler bekle beni uykusuz geceler :))
    Ali A.

    YanıtlaSil