21 Mart 2014 Cuma

YGS Tavsiyeleri

Merhaba!

23 yıllık ömründe 3 üniversiteye giriş 1 dikey geçiş sınavına girmiş biri olarak bu konuda tavsiyelerde bulunabilecek yeterli donanıma sahip hissettim kendimi ve geçtim klavyenin başına ^^

Henüz beni tanımayanlarınız ve kendimi tanıttığım ilk yayınımı okumayanlarınız için kısaca özetlemek gerekirse 3. üniversitemde hala daha öğrenciyim. Son 6 yılımı üniversite öğrenciliği ile haşır neşir olarak geçirdiğim için bu konuda danışabileceğiniz harika bir kaynağım. Bunu kendimi övmek için dile getirmiyorum aklınıza takılan her soruyu "çözemediğiniz test soruları hariç ^^ " bana çekinmeden sorabilirsiniz. Blogumda bana ulaşabileceğiniz bir çok kaynak yer alıyor.


Son ÖSS sınavı da dahil olmak üzere 3 defa ÖSS sınavına girdim. Bizim zamanımızda yoktu böyle aşamalı sınavlar, stresi bir kere yaşıyor sonuçların gelmesini bekliyorduk. Liseden mezun olduğum sene girdiğim sınavdan ortalama bir puan almıştım şehir dışına gitmek istemediğim için tercihlerimi epey yüksek puanlı bölümlerden yana kullanmıştım. Kısacası hiç bir yere yerleşemedim, yerleşebileceğim bölümleri de ailemden uzakta yaşayamayacağımı bildiğim için istemedim. Doktor, mühendis, avukat, mimar... Tamam diğer meslekleri boş verelim anlayışına sahibiz ne yazık ki. O zamanlar ön lisans bölümünde okumak nedense saçma bir ön yargı ile karşıladığım bir durumdu. Sanırım bizi yönlendiren ve "sistem" olarak adlandırdığımız virüsün yan etkileri bunlar. Bu sebeple hiç bir ön lisans bölümünü tercih listeme eklememiştim. Şimdi aynı üniversitenin ön lisans bölümü mezunu, lisans bölümü öğrencisi biri olarak şunu açıkça dile getirebilirim ki aldığımız eğitimin lisans bölümünden hiç bir farkı yok. Tabi teknik açıdan bir mimar kadar donanımlı olmamız mümkün değildi fakat bir an önce hayata atılıp iş tecrübeniz ile hızlı sürede yol kat etmek istiyorsanız kimse sizi ön lisans okumaktan alıkoymasın. Kaldı ki kimi bölümlerin lisans eğitimi olmadığı için işin uzmanı olarak meslek hayatına 2 sene gibi kısa bir sürelik eğitimin ardından atılmanız büyük avantaj sağlayacaktır size. Şimdiden aklınızın köşesinde kalsın bu önerim.

Sınava "mezun" olarak hazırlandığım sene arkadaş çevremin %80'inin vizeli finalli amfili fakülteli cümleleri ile bana hava atmasına tahammül ederken içimden "Göstericem size bir gün gününüzü ama dur bakalım ne zaman" cümlelerini sık sık kurarak geçirmiştim. Bu beni gaza getirmiş olacak ki daha iyi bir puan aldım fakat bu sefer açık öğretimden okunabilen bir bölümü örgün eğitim alarak okumak gözüme zahmetli gözüktü. Ben de yurdum insanının askerliği tecil ettirmek isteyen delikanlıları gibi başladım Açık Öğretim Fakültesine, "İktisat" okumaya. Neden İktisat diye soracak olursanız verecek mantıklı bir cevabım yok. Kulağıma çalınan "İktisat oku, İşletmeye göre daha geniş sektörlerde iş var bu bölüme" cümlesi var aklımda sadece.

İlk senenin hevesi ve değişmeye başlayan açık öğretim sisteminin korkutucu etkisi ile bir kursa yazıldım. Hayatıma Devrim Hoca'm başta olmak üzere bir çok değerli hoca kattım ve onların tavsiyeleri ile daha fazlasını yapabileceğimi anladım. Ayrıca kurs sınıf arkadaşlarımın yaş ortalaması babamın (Merhabaa babacığımmm okuduğunu biliyorum, seni çok seviyorum ^^) yaşıyla eş değerdi diye midir nedir biraz sıkıldım aralarında (herkes babam kadar eğlenceli değil ne yazık ki) ve yeniden sınava hazırlandım kendi başıma.

Girdiğim 3. üniversite sınavı daha bilinçli, daha istekli, ne istediğimi bilip hedefim için adım attığım tek sınavdı bu yüzden. Belki de sırf bu yüzden lisede Türkçe-Matematik üzerine eğitim almış olmama rağmen, Sayısal eğitim gerektiren bir bölümde mezuniyet elbisemin rengi hakkında karar vermeye çalışıyorum şu sıralar.

Bu istek, azim, alınmış kesin kararlar ve hedefler ile yola çıkıp başarılı olmayanımız yoktur. İstedikten sonra ulaşamayacağımız üniversite hayalimiz de yoktur. Sadece realiteden uzak, aile baskısı sonucu alınmış eğreti hedefler vardır ki bu kişinin üst üste başarısızlık ile sonuçlanan deneyimler listesi epey kalabalıktır. Siz bu insanlardan olmayın gençler...

Biliyorum ki hepiniz benden daha bilgili ve bilinçli hareket ediyorsunuz şu an. Yeni açılan bölümler ve üniversiteler ile ilgili bilgi birikiminiz, gerek sosyal medyanın gerekse zehir gibi kafalarınızın araştırmacı yanı sayesinde dopdolu. Ne istiyorsanız hangi meslekte kendinizi daha mutlu hissedecek ve başarılara imza atacak inanca sahipseniz ona yönelin ^^ Vereceğiniz karar doğrudan sizi ve geleceğinizi etkileyecek bunu da unutmayın.

Gelelim Ygs Tavsiyelerime;

■ Aylardır, hatta senelerdir yoğun bir tempo ile hazırlandınız. Bilgi birikiminiz ve teknik donanımınız tam. Artık ders çalışmaya son verin.

■Eğer hala gitmediyseniz sınava gireceğiniz okulu ziyaret edin. Cumartesi günü sınav salonları bazı saatlerde sizin ziyaretinize açık olacakmış. Sınava gireceğiniz okulu görmeniz büyük bir avantaj. Mutlaka gidin. Sınav sabahı yetişecek miyim yetişemeyecek miyim stresi yaşamazsınız ve yolun süreceği saat ile alakalı birinci elden tecrübe sahibi olursunuz.

■Sınava kendinizi en rahat hissettiğiniz giysileriniz ile gidin. İnsanlar sizi test şıkkı olarak göreceği için üstünüzün başınızın bir önemi olmayacak o gün ve ben bu zamana kadar "Bir üniversite sınavında aynı salondaydık. Tanıştık, evlendik çok mutluyuz" diyen bir çift görmedim. Bu yüzden rahat olun.

■Cumartesi gününüzü sınav salonunuzu kontrol ettiyseniz daha önceden, sizi rahatlatan, görünce içinizin açıldığı mekanlara giderek değerlendirebilirsiniz.

■Hani böyle hoş sohbet, etrafına pozitif enerji yayan cici insanlar vardır ya ^^ Onlardan bir kaç tanesi ile vakit geçirip sınava dair tek kelime etmeden sohbet ederseniz eğer aklınız bir nebze olsa dağılabilir.

■Sınava sayılı günler kala metabolizmanız yeterince stres ile mücadele ediyorken onu daha önce hiç tatmadığınız ya da ağır gelebilecek besinler ile zorlamanın alemi yok. Normal yemek yeme rutininize devam edin.

"Erken yatın" uyarılarını bir kenara bırakın her gün kaçta yatıyorsanız o saatte yatın ve ertesi gün gireceğiniz sınavın hayatın sonu olmadığını hatırlatın uyumadan önce kendinize.

■Sizi uyumadan önce rahatlatan bir şeyler mutlaka olmalı. Benimki kitap okumak mesela. İster kitap okuyun, ister müzik dinleyin ne isterseniz yapın ama kendinizi rahatlatın bir gece öncesinde. Tabi kitap okuyacak olanlar için bir önerim olacak. Sürükleyici kitaplardan bir gecelik uzak durmanızda fayda var. Kendinizi kaptırıp "Aaa sabah olmuş" cümlesini kurmayı istemezsiniz.

■Bilim dünyasına adım atacağınız eşiğin ilk aşamasında ailenizin size okunmuş pirinç yedirme çabasını takdir ediyorum. Hepimizin başına benzer şeyler, farklı gıdalar ile geldi merak etmeyin. Ailenizin gönlünü kırmadan yiyiverin 2-3 pirinç hiç bir zararı dokunmaz, hatta saçlarınızın daha dirençli olmasına vesile olur ^^

■Sınavda süre kontrolü oldukça önemli ve ilk kez girildiğinde insan bir süre telaşa kapılabiliyor. Kendinizi sakinleştirip sorulara öyle başlayın. Bildiğiniz soruları hızlıca çözüp sizi uğraştıracak soruları sonraya bırakmak zaman kontrolü açısından faydalı olabilir.

■Herkesin çözemediği ve çok uğraşsa bile anlayamadığı konular mutlaka vardır. Daha önce çözmediğiniz ya da başarılı olarak çözemediğiniz konunun sorusu ile sınav günü cebelleşmenin alemi yok.

■Sınav sabahı telaşe memuru olma adayı tanımadığınız aynı salonun insanlarından uzak durun.

■Suyunuz yanınızda olsun. Sanırım kalem vb alet edevatı size temin ediyorlar. Giriş belgeleriniz ve kimlikleriniz başta olmak üzere yanınıza neyi almanız gerekiyorsa evden çıkmadan bir kontrol ediverin canlarım.

Başarılı ve sizi mutlu edecek sonuçlar almanız dileğiyle...

Kitap Mimarı
Ceren KANDİL

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder